Aile İçi Cinsel Taciz

Cinsel taciz ve cinsel istismar aile kavramını en derinden sarsan dile getirilmesi en zor olan konulardandır. Çocuğun veya ergenin kendini güvende hissedebileceği tek ortam aile olmasına rağmen bu duruma maruz kalan veya kalmış bireylerin oldukça fazla olduğu tespit edilmiştir. Çocukluklarında aile bireylerinden biri tarafından cinsel istismara uğrayanların, bu yaşantının ağır ve süreğen etkilerini hayatları boyunca taşıdıkları gözlemlenmektedir.

Birçoğumuzun okurken ya da dinlerken tahammül bile edemeyeceği bu konu toplumumuzda küçümsenemeyecek kadar sık görülmektedir. Genellikle anne-babaların fiziksel ve ruhsal hastalıkları, özellikle annenin hastalığı, anne-babada alkol ve madde kullanımı çocuklarda cinsel istismar riskini artıran en önemli etkenlerdendir. Tacize maruz kalmak mağdur edilenin ayıbı ya da utancı değildir. Nitekim devletimiz Anayasa m.17’de ‘’Herkes yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz.’’ diyerek bu anlamda geniş bir koruma kapsamı sağlamış; yine aynı şekilde 5237 sayılı TCK’nun ilgili maddeleriyle bu hususu cezai yaptırımlara bağlamıştır. Her ne kadar yaşanılan olayların cezai kısmını devlet düzenlediği mevzuatlarla yaptırıma bağlamış olsada bu yaşanmışlıkların altından bireyin tek başına kalkması mümkün olmayabilir. Zira bu yaşanmışlığın açtığı yara kişinin bedensel bütünlüğünden çok daha fazla ruhsal bütünlüğünü etkileyecek niteliktedir. Bu sebeple içinde bulunduğunuz yada bulunmuş olduğunuz durumdan dolayı ruh ve beden sağlığınızı koruyamıyorsanız alanında uzman kişilerden yardım/destek almanızı öneririm.